Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunda görev yapan Atatürk, Çanakkale Cephesi’nde miralaylığa, Sina ve Filistin Cephesi’nde ise Yıldırım Ordular Grubu komutanlığına atandı. Savaşın sonunda, Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgisini izleyen Kurtuluş Savaşı ile simgelenen Anadolu Hareketi’ne öncülük ve önderlik etti. Arıburnu’nun doğusundaki tepeleri elde tutmak için inisiyatif alarak süvariler, tümenin topçu dağ taburu ve sıhhiyecilerden oluşan 57. Alay’ı sevk etti. Askerlere “cephaneniz yoksa süngünüz var” diyerek süngü taktırıp mevzi aldırmış, “Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimizi başka kuvvetler ve kumandanlar alabilir” emrini vermiştir.

Seyit Ali Çabuk, I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi’nde çarpışan Türk asker. I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale cephesinde Rumeli Mecidiye Tabyası görev yaptığı sırada, top mermilerini sırtlayarak kundağına yerleştirmeyi başarmış ve Birleşik Krallık’a ait Ocean Zırhlısı’nı dümenden vurarak kontrolden çıkmasına ve bir mayına çarpıp batmasına sebep olmuştur. Mecidiye Tabyası’nda sergilenen savaştan kalma top mermisini hassas kantarla tartan araştırmacılar, Seyit Onbaşı’nın sırtladığı net kütlenin 215 kilogram olduğunu belirlemiştir. 1918 yılında terhis olup köyüne dönen Seyit Ali, Kurtuluş Savaşı sırasında tekrar orduya çağrıldı ve 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’a katıldı.

Boğaz Muharebesi için, askerlerimiz tarafından Boğaz’a döşenen mayınlar

Arıburnu Kanlı Sırt’ta düşman siperlerine dikilen Gazi Alay Sancağı ve muhafızları

Türk asker ve siyasetçidir. Çanakkale Deniz Savaşlarında özellikle Boğaz savunmasında Cevat Paşa, askeri stratejisi ve planlaması ile üstün bir mücadele örneği gösterdi. Bu başarı onun “18 Mart Kahramanı ve İstanbul’u kurtaran birinci kişi unvanı” ile anılmasına vesile oldu. 18 Mart 1915; Çanakkale Boğazı’nı geçmeye teşebbüs eden İngiliz ve Fransız donanmalarının, ağır zayiat vererek başarısız kaldığı bir tarih olmuştur. Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlar düşman donanmasına ağır kayıplar verdirmişti. Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, büyük deniz harekâtını plânlanırken, Nusret Mayın Gemisi’ne karanlık liman bölgesini mayın döktürttü. Nusret Mayın Gemisi’yle uyguladığı askeri strateji, Çanakkale Savaşı’nın dönüm noktası olmuştu.

Türk asker. Yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki Nusret Mayın Gemisi, 8 Mart 1915 sabahı büyük bir gizlilik içerisinde Erenköy Koyu önlerinde sahile paralel olarak 26 mayın dökerek, yeni bir mayın hattı meydana getirmiştir. 18 Mart 1915 sabahı saat 10.00’dan itibaren Müttefik Donanması, Boğazı zorlamaya başlamıştır. Türk kıyı bataryalarından açılan topçu ateşi sonucu manevra yapma ihtiyacını hisseden Müttefik Donanma’ya ait gemiler, Nusret Mayın Gemisi tarafından dökülen mayınlara çarpmış, İngiliz Donanması’na ait OCEAN ve IRRESISTIBLE zırhlıları ile Fransız Donanması’na ait BOUVET zırhlısı batmıştır. Ayrıca Müttefik Donanması’na ait GAULOIS, SUFFREN ve INFLEXIBLE zırhlıları ağır hasar almış, birçok zırhlı da çeşitli yaralar almıştır. 

Ordumuzu yıldıramayan düşmanın attığı 38 cm’lik mermi

On Beş Santimlik Obüs Topu

Türk hemşire. Türkiye’de modern hemşireliğin gelişmesine katkısı olmuş bir meslek kadınıdır. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı’nda gönüllü hemşirelik yaptı. Çanakkale Savaşı sırasında hastanelerin yetersiz kalması nedeniyle, Çanakkale’den İstanbul’a vapurlarla yaralı taşınması gündeme gelmiştir. Hastane gemisi haline getiren vapurlara bindirilen hasta ve yaralılar, Akbaş veya Kilya İskelesinden alınarak, Rumeli ve Anadolu sahilinde açılan hastanelere taşınmıştır. Safiye Hüseyin Hanım,  hastaneye dönüştürülen Reşitpaşa Vapurunda, gönüllü hemşire olarak görev yapmaya başlamıştır. Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından sonra da pek çok hayır kurumunda ve dernekte görev aldı. Kadınların sosyal hayata katılması için çalışmalarda bulundu. Mesleğe bağlılığı 1923’te uluslararası bir ödül olan Florence Nightingale Madalyası ile ödüllendirildi. 1925’te İstanbul’da kurulan Kızılay Hemşire Okulu’nda idareci ve öğretmen olarak görev yaptı. 

Henüz dokuz yaşında bir kız çocuğu iken babası ile birlikte Türk Kurtuluş Savaşı’na katılmış savaş kahramanıdır. 70. Alay Komutanı olan babasıyla Geyve Savaşı, Konya İsyanı, I. ve II. İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz muharebelerine katılmış; İnönü Savaşı’ndaki katkıları nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk’ün takdirini almıştır. 12 yaşında tümen komutanı Ahmet Derviş Paşa tarafından onbaşılığa terfi ettirildi. Türk ordusunun Yunanlara karşı ilk defa yenilgi aldığı cephelerden biri olan Gediz Cephesi’nde kaçan askerlerin geri döndürülüp birliğin toparlanmasında rolü oldu; “Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?” sözleri ile askerlerin önüne dikilmesi onun bir savaş kahramanı olarak tarihe geçmesini sağlamıştır. Bu olaydan sonra kendisine onbaşı rütbesi verildi. TBMM’nin 30 Ocak 1921 tarihli oturumunda verdiği kararla, kendisine İstiklal Madalyası takdim edilmesine kararlaştırılan ilk kişi oldu. 

Yaralı askerlerimizin taşınması

Siperdeki askerlerimiz

Ahmet Hamdi Martonaltıİstanbul’un İngiliz birlikleri tarafından işgal edildiği 16 Mart 1920 günü işgal haberini ve gelişmeleri Milli Mücadele’nin lideri Mustafa Kemal Paşa’ya ileterek tarih sahnesine çıkmış telgraf memuru. İşgalden sonra İstanbul’dan kaçıp Kurtuluş Savaşı boyunca telgrafçı olarak cephede görev yapmıştır. Savaştan sonra Beyaz şeritli İstiklal Madalyası ile taltif edildi. 1927’de Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde okuduğu Nutuk’ta onun kahramanlığına yer vererek kendisini onurlandırdı. 

Türk asker. Çanakkale Savaşı’nda deniz topçu eriydi. Müstecip, 30 Ekim 1915 tarihinde Kilitbahir’de nöbeti esnasında Çanakkale Boğazını geçmekte olan ve su üzerinde kulesi görünen Fransız denizaltısı Turquoise’ı fark etti, durumun önemini kavrayarak emir beklemeden ateş açtı ve üçüncü top atışında isabetli şekilde vurdu. Periskopundan vurulan ve karaya oturan Turquoise tekrar dalışa geçemedi. 28 mürettebatı, silah ve teçhizatıyla birlikte teslim oldu. 

Cepheye giden askerlerimiz

Siperdeki askerlerimiz

Türk asker. Çanakkale Savaşı’nda 57. Piyade Alayı’nın komutanı. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve Cumhuriyet Senatosu Başkanı Emekli Hava Orgeneral Tekin Arıburun’un babası. Çanakkale Kara Muharebeleri’nin ilk günü olan 25 Nisan 1915 tarihinde Yarbay Mustafa Kemal’in emriyle Conkbayırı mevkisine gelerek, emrindeki 57. Alay ile yaptığı taarruzla 27. Alay’ın yardımına yetişti ve Anzak birliklerinin ilerlemesinin durdurulmasına büyük katkı sağladı. Daha sonra 57. Alay Sancağı’na Altın-Gümüş Kılıçlı İmtiyaz, Liyakat Madalyaları, Kılıçlı Mecidi Nişanı ile Osmaniye Nişanı, Türk Harp ve Alman Demir Haç madalyaları takıldı. 

Türk asker. I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesinde çavuş rütbesiyle Osmanlı ordusunda görev yaptı. 4 Mart 1915 tarihinde İngiliz birliklerinin çıkarma yaptığı Seddülbahir Kalesi önünde gösterdiği kahramanlıkla literatüre girdi. Çatışma sırasında tüfeği tutukluk yapınca, düşmana taş atarak savaşı sürdüren Mehmet Çavuş, bir istihkam küreğiyle askerlerini hücuma kaldırmış; 20 ölü, 25 yaralı zayiat veren İngiliz güçleri çekilmek zorunda kalmıştı. Osmanlı ve Türk askeri için kullanılan “Mehmetçik” ifadesinin onun adından geldiği düşünülür. 

Çanakkale’de Obüs Topu

Arıburnu Bomba Sırtı’nda siperde dinlenen Mehmetçikler